saykodelik kedi

*____________*

Geliyor.

-Take me out tonight.

-I would go out tonight but I haven’t got a stitch to wear.


Ehe. Bildiğin Steven bildiğin Patrick bildiğin Morrissey geliyor ve ben çocuk gibi mutluyum. I Know It’s Over’la başlayan yolculuğumuzun en güzide durağında, ümitlerim dahilinde, temmuz ortası buluşacağız.

“There’s no such thing as love. There are only proofs of love.”
- Isabelle (The Dreamers)

“There’s no such thing as love. There are only proofs of love.”

- Isabelle (The Dreamers)

(Source: markzuckerbergvevo)

They’re waiting to takes us into the severed garden. Do you know how pale and wanton thrilfull comes death on a strange hour? Unannounced, unplanned for like a scaring over-friendly guest you’ve brought to bed. Death makes angels of us all and gives us wings where we had shoulders smooth as raven’s claws.

They’re waiting to takes us into the severed garden. Do you know how pale and wanton thrilfull comes death on a strange hour? Unannounced, unplanned for like a scaring over-friendly guest you’ve brought to bed. Death makes angels of us all and gives us wings where we had shoulders smooth as raven’s claws.

5 SEYLER

Düşünüyorum da bir an halkanın dışına çıkıp kendine oradan bakmak tek bir saniyede seni alt üst edebiliyor. Değişim hep süregelse de farkedişin anlık oluşu kimi zaman can sıkıcı. “Bir zamanlar ben…” diye başlayan cümleler teker teker sıralanıyor kafanda. Doya doya yaşanmış gerçekliği özlerken bir yandan, bir yandan da “peki şimdi ne yapıyorum ben?”ler sıralanıyor zihninde. Uzun yolculuklardan sonra yükünü bir kenara bırakmanın ardından umursamazlığın ve boşvermişliğin gölgesinde uzun bir istirahat başlıyor ama uykuyu fazla kaçırmamak düşüncesi de çarpıyor beyne arada. Küçük geriye dönüşler ve yanısıra anı sorgulayışlar artıyor.

Güzel şeyler hep güzel. Kişiler, mekanlar, sözler onlara özel anlamlar katabilen şeyler olsa da, katamayacak şeyler olsa da, güzelin yine hep güzel olduğunu düşünüyorum. O en özel’i yaşamamış ve tatmamış olsam kendime tepkim de farklı olurdu ama tattım, biliyorum. Ve o en güzeli ve en özeli yitirmek, can çekişerek öldüğünü gözlerinle görmek senden alıp götürüyor bir şeyleri. Aynı beklentiyle bakamıyorsun artık dünyaya, seni bir kere alt etti çünkü. Dolayısıyla daha az özel güzellerin içine bırakıyorsun kendini. Özgürlüğün ve rahatlığın, yüksüzlüğün ahengi içinde anını yaşıyorsun. Ama öğreniyorum ki, hayat seni ne kadar alt etse de, insansın ve temel güdün bir ümit aramak. O güdü tamamen yokolduğunda insanlar hayatlarına son veriyorlardır belki. O güdünün belirmesiyle beraber hatırlama başlıyor. Gerçeği, özeli, güzelle beraber olanları hatırlıyorsun. Hissetmek istiyorsun çünkü yaşıyorsun ve ümit ediyorsun. Hatırlıyorsun…

Güzel hep güzel. Güzeli hep yaşamalısın. Ama fazlasını istemeden duramazsın, çünkü tatmışsın. Çünkü insansın.

Savrulmuşluğun çekiciliği geçici.